İnsan önceden öğrendiği şeyleri, hakkında birşeyler okuduğu insanları, onların eserlerini, düşünce tarzlarını somut bir şekilde görünce çok mutlu oluyor ve daha da iyi öğrenme fırsatı buluyor. Stuttgart gezim sırasında Le Corbusier’in evlerinden birisini görme şansım oldu. Müze haline dönüştürülen ev gerçekten Le Corbusier kokuyordu. Tabi ki müzeyi gezdikten sonra mutlaka Le Corbusier hakkında yazmalıyım diye düşündüm. Bu yazımda hem Le Corbusier hakkında bildiklerimden bahsedeceğim hem de bildiklerimi bu ev üzerinden irdeleyeceğim.
Kısaca Le Courbiser hakkında bilgi verecek olursam kendisi mimari alanda modernizmin babası olarak anılır. 1887- 1965 yılları arasında yaşamış İsviçre asıllı Fransız bir mimar, şehir plancısı, ressam, yazar…
Le Courbusier modern yüksek tasarımın öncü çalışmalarını yaptı. Çıplak betonu ilk kez bilinç olarak kullanan kişi diye geçiyor bir çok kaynakta. Binalarda ilk kez kolon kullanmış ve taşıyıcı duvarları özgür bırakmış. Evlere karşı işlevsel bir bakış açısı olan Corbusier “Bir şey bir ihtiyaca cevap veriyorsa güzeldir” sözüyle de bu bakış açısını açıklamış oluyor. Onun için güzellik tanımı ise şu şekilde: Oransal Geometri ve İşlev.
Le Corbusier’in 5 temel ilkesi var. Sırasıyla şöyle açıklayabilirim;
-Kolonların tüm yükü taşıması ve taşıyıcı duvarların özgürleşmesi
-Betonarmenin teknik özelliği dışında bir yapıya estetik kazandırmak için kullanılması
-Yatay bant şeklinde pencereler yapılarak mekanın iyice aydınlatılması
-Taşıyıcı kolonların ve duvarların işlevsel olarak birbirinden bağımsız olması
-Doğal çevreyle uyumun sağlanması için çatıların teras şeklinde bahçeye dönüştürülmesi
Le Corbusier “Ev içinde yaşanan bir makinedir” diyor. Ve içeride herşeyi basit bir şekilde sadece ihtiyaç olduğu gibi kurguluyor. Daireleri üst üste dizerek yükselen yapılar yapmayı ve bu kütleleşme sayesinde dışarıdaki yeşil alanların daha fazla olacağını ve daha rahat kullanılacağını savunuyor. Doğa onun için çok önemli olduğundan kendi ütopik kentinde kaos yaratan yolları yerin altına sokuyor. Temel amacı ise insan, doğa ve teknoloji bütünleşmesini yakalayabilmek.
Stuttgart’ta gittiğim Wissenhof Museum im Haus Le Corbusier’e gelecek olursak 5 temel ilkeyi bütün yapılarında olduğu gibi burada direkt okunabiliyordu. Gittiğim ev simetrik iki daireden oluşuyordu bir tarafında Le Corbusier ve modern mimari hakkında teorik bilgiler sergilenirken diğer kısımda tamamen eşyalı olarak ev sergileniyordu.
Benim en sevdiğim kısım teras oldu. Zaten kolon ve taşıyıcı duvar ayrımını özellikle burada gözümüze sokarken, çatı bahçesi ve evin harika manzarası ilkelerden bir diğeriydi. Daha eve dışarıdan bakarken betonarmenin estetikliği boy gösteriyordu. Her ne kadar betonarmeden nefret de etsem bu evi baya sevdim. Evin içine girdiğimde de neredeyse hiçbir eşyanın olmadığını gördüm. Örneğin kocaman bir odada sadece bir masa ve 2 sandalye vardı. Upuzun pencere içeriyi muazzam aydınlatıyordu ve yine harika bir manzara sunuyordu. Ayrıca banyoda küvetin manzarası da enfesti. Evin içindeki merdivenler ise çok basit bir şekilde kıvrımlı bir hatla oluşturulmuştu. Daha sonradan Le Corbusier’in diğer evlerinin fotoğraflarını gördüğümde her yerde aynı malzemeleri aynı kıvrımları kullandığını gördüm. Son olarak evin arka bahçesine indiğimde de geometrik düzeni ve yalınlığı bir kez daha görmüş oldum.
Gözlemlerim bu şekilde oldu. Ayrıca Le Corbusier’in yaptığı evlerin maketlerinden oluşan bir enstalasyonu da inceleme ve fotoğraflama şansı buldum. Diğer yapılarını da incelemek isterseniz en popüler olanları; Villa Savoye, Notre Dame du Hout, United Nations Headquarters, Unité d’Habitation, Palace of Assembly… şeklinde uzayıp gidiyor.
