Tiran
Arnavutluk-Karadağ seyahatimizin son durağı Tiran’idi. Sabah 9’da Budva’dan bindiğimiz otobüsümüzle 5,5 saatlik yolculuğun ardından Tiran otobüs terminaline vardık. Tiran’da sadece bir gün geçirebilecektik ama zaten başkent olmasına rağmen minicik bir şehirdi ve çoğu yere yürüyerek erişilebiliyordu. Terminalden Airbnb’den ayarladığımız eve doğru yürürken gezilecek yerlerin olduğu yere ulaştık. Zaten herşey bir meydanın etrafında konumlanmıştı. Mulliri Vjeter’de kendimize bir kahve molası verdik. Bu arada meydana doğru yürürken kent havası almaya başlamıştık Karadağ’dan sonra. Kotor ve Budva’daki sakinlik çok iyi gelmişti evet ama burada da o yaşayan şehri görünce yine bi içimiz kıpır kıpır olmuştu.
Burada gezilecek yerler Ulusal Tarih Müzesi, Opera Binası, Ethem Bey Cami ve Tiran Pramidi olarak sıralanabilir. Tabi ikonik binaları sıraladım şimdi. Hepsi zaten birbirine çok yakın. Tarih müzesi ve opera binasının modern mimarisi tabi ki en ilgi çekici noktalardan. Biz gittiğimizde meydanda peyzaj düzenleme projesi vardı ve etrafını kapatmışlardı. O yüzden doyasıya bakamadık yapının strüktürüne. Ethem Bey Cami’nin yanından geçtik. Cami’nin isminden de anlayabileceğiniz üzere Tiran’ın uzun yıllar Osmanlı egemenliğinde kalması kentte hala sokak isimleriyle, camilerle kendisini gösteriyor. Tiran Piramidi’nin yanından geçerken çocukların kocaman yapının tepesinden aşağı kızak yaptıkları kartonlarla kaydıklarını gördük. Anıt mezarı biraz rezil bir hale sokmuşlardı.
Akşama kadar şehir merkezindeki her yeri turlayıp bitiriverdik. Daha sonra Blloku’ya geçip burada birşeyler yiyip içelim dedik. Blloku, Tiran’da gece hayatının, cafe ve barların olduğu bir bölge. Hatta diğer mahallelere göre çok daha lüks ve yeşillikler içinde olduğunu söylemek mümkün.
Bir şehir plancısı olarak söylemeden geçemeyeceğim bir nokta ise Blloku ile eski şehir merkezi arasından geçen derenin ıslahı ve peyzejı muhteşemdi. Bizde olsa beton görünümlü çöplük yuvası olacak dere, kent peyzajına harika bir katkıda bulunmuştu. Tabi aslında olması gereken buyken Türkiye’den sonra böyle incelikler görmek takdir edilesi geliyor bana.
Para Birimi
Para biriminden de bahsetmiş olayım. Arnavutlar LEK kullanıyorlar. Biz ordayken de 1 euro 135 LEK’e denk geliyordu. Bu da demek oluyor ki krallar gibi dışarda yiyip içip gezebilirsiniz !
Ne Yedik Ne İçtik?

Süremiz kısıtlı olunca pek fazla şey yediğimiz söylenemez. Ama Blloku’da Era diye harika bir restorana gittik ve pisboğazlık yapıp geleneksel yemeklerin herbirinden söyledik. Elbasan tava tabi ki Emir’in favorisi oldu. Fırında kuzu etine asla ve asla hayır diyemez. Bunun dışında da Pita sipariş vermiştik. Beklediğimizden büyük kocaman pizza gibi bir şey geldi önümüze. Tabi bir hayli lezzetliydi. Pizza üstüne diğer yemekleri nasıl yedik hala bilemiyorum. Ne içilir Tiran’da derseniz ben Kotor ve Budva sonrası artık içki içebilecek bir mideye sahip değildim ama buranın yerel birası olan Birra Tirana’yı içmeden dönmek istemedim.
Yemek yediğimiz bir diğer mekan ise Shallvare Grill oldu. Blloku’dan merkeze giderken sol tarafta kalıyor. Burada da çorba ve aperatif şeyler yemek mümkün. Biz sosis köfte tarzı şeylerden atıştırmıştık. Lezzet ve fiyat gayet iyiydi. Bu mekanın da arka bahçesinde keyifli bir şekilde birşeyler yiyip içmeniz kesinlikle tavsiyemdir.
Havaalanına Dönüş
Ertesi gün öğlene doğru uçağımız vardı. Şehir merkezinde opera binasının çaprazında otobüs ve uçak firmalarının dizili olduğu bir sokak var. Buradan Rinas Express arabalarıyla 2 euroya havaalanına ulaştık. Arabalar fi tarihinden kalma olsa da uygun fiyatlı bir ulaşım olduğundan kesinlikle tercih edilir. Ayrıca buranın önünden geçerken otobüslerin hangi saatlerde kalktığını da mutlaka kontrol etmelisiniz.
Bir günlük Tiran seyahatimizin de sonuna geldik. Başka seyahatlerde görüşmek üzere…
