Ağustos ayında Pegasus kampanyası ile aldığımız Roma biletlerimiz sayesinde unutulmayacak İtalya seyahatimizin biletlerini almış olduk Emir ile. Hemen bileti kapma heyecanı ile tabi ki plan yapmadan gidiş dönüş Roma’ya alındı biletler. Hangi şehirlere gideceğimize sonrasında karar verdik. Açıkçası uzunca bir süre kuzey Avrupa’da bulunmuş birisi olarak güneydeki şehirlere dair pek bir fikrim yoktu. Biraz araştırmanın ardından rotamızı Roma, Floransa, Bolonya ve Venedik şeklinde belirledik. Venedik sonrası da hemen Roma’ya geçip ordan geri döneriz diye düşündük.
Neler yaşadık, neler gözlemledik tek tek her şehir için anlatacağım ama kesinlikle turistik odaklı yazılar yazmayı düşünmüyorum bu defa. Bu yazıya da İtalya’ya giriş 101 başlığı altında genel yorumlarımı yazmak için başladım.[ss_gap height=”30″]
Karakter
Eski Roma’da Stadyum olarak kullanılan şimdi Piazza Navona olarak adlandırılan meydan
Gezdiğimiz şehirlerin hepsi ayrı ayrı ilham kaynağı oldu benim için hepsi bambaşka bir karaktere sahip çünkü. Roma’da antik dönem kalıntıları ile karşılaşırken Floransa’da Rönesans’a doyuyorsunuz. Bolonya başlı başına mimari bir şaheserken Venedik hayatta kalma mücadelesi ile ortaya çıkan yoktan varolan ve herşeye bambaşka yollarla çözüm üreterek sahip olan bir şehir.
[ss_gap height=”30″]
Yemek
Floransa’da yediğimiz en iyi pizzalardan – Pizza Gusto
Yemek konusuna gelecek olursak heryer hamur hamur hamur. Sürekli pizza, makarna, lazanya, kruvasan yiyip duruyorlar. Sadece Floransa’da bir T-bon Steak yedik de midemiz proteine kavuştu. Hayır nasıl bu kadar sağlıksız beslenip de fit olabiliyor bu italyanlar. Hadi biz 10 gündür burdayız yemeklerini yiyeceğiz tabi ama restoranlar sürekli makarna pizza yiyen italyanlarla dolu. Gerçekten hala şaşkınlıklar içerisindeyim.[ss_gap height=”30″]
Kahve
İnsanlar tabi ki sürekli heryerde kahve içiyor ama bir italyanın bu konuda günlük alışkanlığının nasıl olduğunu idrak edişimiz baya mahalle arası bakkal görünümü bir yerde pizza gömerken oldu. Biz oturmuş sipariş ettiğimiz pizzayı beklerken bir teyze içeri girdi ve espresso sipariş etti, bir dahaki kafamı kaldırışımda toz olmuştu. Sonra birisi daha girdi içeri yine kahve ısmarladı. Biz de meraklı gözlerle izliyoruz bu defa tabii. O kadın da 3 yudumda tezgahın yanında kahveyi shotladı ve gitti. Çıkarılacak sonuç: adamlar oturmuyor, sakız alır gibi dükkanlara girip kahve shotlayıp çıkıyorlar. Hala çok enteresan buluyorum. Kahve dediğin biraz keyif biraz da sohbet işi değil midir?[ss_gap height=”30″]
Kamusal
Pantheon’un önünde oturacak merdiven bulduk, şaşkınız.
Kamusal alan yok arkadaşlar. Zaten her yerde to go dükkanlar var. Pizzayı da makarnayı da kahveyi de ayakta gömüyorlar, bir bar taburesi bile yok. Parklar oldukça azdı, var olanlarda 3-5 bank koymuşlar neyseki. Ama meydanlarda gerçekten oturacak yer yoktu. Hadi merdivende otursunlar diyorsunuz ama onlar da hep alçak resmen zemin ile bütünleşiyor insan. Medeniyet yüksek olduğundan kaldırım yükseklikleri de düşük. Nerde vakit geçiriyor bu insanlar neden hiç oturmuyorlar, parası olmayan insanlar ayakta mı kalacak tüm seyahatte bu konuyu tartışıp durduk. Bir bilen varsa aydınlatsın lütfen.[ss_gap height=”30″]
İçecek
İtalya’da susuz kalmazsınız. Roma ve Floransa’da zaten heryer çeşme dolu. Musluk suyu içiliyor. Marketteki sular da çok ucuz. Bir buçuk litrelik sular 30-40 cent falan. Alkol sorarsanız hiç de ucuz değil. Bizim tercihimiz restoranlarda hep ev yapımı şarap oldu. Hem en uygun fiyatlı olanlar onlar oluyor hem sürahi sipariş edince doya doya içiliyor hem de yöresel bir tadım oluyor. Marketlerde içkiler uygun fiyatlı değildi. Limoncello falan zaten sevmem sadece dışarda bir kere Spritz içtik onun da bitter olanı çok sertti normal olanının oluru var.[ss_gap height=”30″]
Koruma
En etkilendiğim şey kesimlikle 100lerce 1000lerce yıl önce yapılan yapıların ayakta olması hala içlerinde insanların yaşıyor olması. Terk etmemişler, korumuşlar, yaşatmışlar, gerekirse kendi çağlarından birşeyler katmışlar ama yapıların hala tarih kokmasına engel olmamışlar. Özellikle Roma’da bir meydana çıkıyorsunuz bir köşede antik dönemden kalma sütun bir köşede rönesans etkisi ile yapılmış bir bina karşısında modern dönem tasarımı bir yapı, bir çaprazında gotik tasarımlı bir yapı ile karşılaşabiliyorsunuz. Gerçekten büyüleyici bir atmosfer oluşuyor.[ss_gap height=”30″]
Planlama
Burada biraz mesleki sapıklık yaşıyorum. O gridleri o radyal planları nasıl görüp de aşık olmam. Favori aktivitem bir meydana oturup yolların nasıl o meydana vardığını, o yapı adalarının nasıl muntazam olduğunu izlemek oldu. Binaların nasıl şekillendiğini görmek, her meydanda, her kavşakta hatta bazen her sokakta çeşmelerle, heykellerle nasıl odak noktalarının oluştuğunu farketmek muhteşem bir deneyimdi. Yol çözümleri, yine medeniyetin had safhada olması ve yaya yolundayken araçların sana yol vermesi istersen 5 şeritlik bir ana caddede ol, yine de medeniyet![ss_gap height=”30″]
Free Tur
O kadar şehir gezdim ama ilk defa free tura katıldım. Bunca zamandır katılmadığım hataymış. Bundan sonra gittiğim heryerde mutlaka free tur yapacağım. Hem yerelden birisi size heryeri anlatıyor. Hem eğitimli ve entelektüel kişiler oluyor. Hem de turistik şeylerden çok uzak şeyler hakkında bilgileniliyor. İlgilenenler için free turların linklerini paylaşabilirim.[ss_gap height=”30″]
Dondurma
Venchi diyip diyip duruyorsunuz. Ama abartıyorsunuz. Yediğimiz en iyi dondurma hala Çanakkale’de. Bir de gidip 5.5 euro verdik ya neyse.
Floransa Venchi’de yediğimiz dondurmalarımız. Tamam kabul ediyorum külahlar baya lezzetliydi.
Wifi
İtalyacım bu kadar cimri olmasan biraz free wifi mı koysan etrafa. Gerçekten turistler çok güzel sömürülüyor bu konuda. Bolonya bu konuda en takdir ettiğim şehir. Hatta evin orda bir parkta free internetten seçti Emir derslerini. Her sene başka bir şehirde ders seçer kendileri :)[ss_gap height=”30″]
Kalacak Yer
Kesinlikle Airbnb öneriyorum yine. Booking’e gıcığım ben biraz. Airbnb daha bir güzel oluyor, evlerde kalınca bir şehir daha iyi hissediliyor. Floransa’da kim bilir kaç yüzyıllık evde kaldık. Hala kokusu burnumda. Kaldığımız yerlerin linklerini de aşağıya bırakıyorum. Bolonya’daki yeri bulmak biraz zordu. O yüzden orayı tavsiye etmeyeceğim. Ama Roma, Floransa ve Venedik tavsiye edilir. Roma’da tek sorun merkeze biraz daha uzak olması. Floransa’yı kesinlikle tavsiye ediyorum. Venedik’te kaldığımız otelin çalışanları ise aşıırı tatlıydı. Oda zaten kanal manzaralı daha ne olsun 🙂
Şehir içinde gezerken kesinlikle heryere yürünmeli. Çok yorulursanız akşam eve dönüşte metro ya da otobüs kullanabilirsiniz. Tek yön genelde 1.5 euro civarı oluyor. Şehirler arası ulaşımda ise biz tren tercih ettik. 2 hafta kadar önceden almıştık biletleri ve bir bilet ortalama 10 euro falan oluyor. Almanya ile kıyaslarsak bana baya bedava gibi geldi tren biletleri. Biletleri de trenitalia ve italo’dan almıştık.[ss_gap height=”30″]
İtalya’ya genel bakışım bu şekilde. Önümüzdeki günlerde her bir şehir için ayrı ayrı izlenimlerimi de yazacağım. Hem de lokal bilgiler vereceğim. Şimdilik bu kadar, sevgiyle.
Yeni şehirler keşfederken dikkatimi çeken ilk şey oranın evleri olmuştur hep. Kentin mimarisi, evlerin bir araya geliş şekilleri, sokaklarla ilişkisi… Son zamanlarda da en sevdiğim şey güzel bir evin önüne…
Bauhaus-Archiv |Tasarım Müzesi Berlin’e gittiğimizde nereyi görmeden dönmeyelim diye sorarsanız size ilk yanıtım Bauhaus-Archiv’dir. Tarih kokan yerleri evet çok severim ama orası bir de tasarım kokuyorsa daha çok severim ….
Son bir yıldır kamp yapmanın tadına yeni yeni varmaya başlayan birisi olarak söylüyorum ki doğa çok güzel arkadaşlar, beton yığınlarından biraz uzaklaşsanıza! Bu yazımda Ağva’daki Kilimli Koyu’ndan bahsedeceğim. Öncelikle belirtmek…
This error message is only visible to WordPress admins
Error: No connected account.
Please go to the Instagram Feed settings page to connect an account.