Üsküp Deneyimleri | Seyahat #1

1846 0

Erasmus dönemi seyahatlerimin ilkini Makedonya’da gerçekleştirdim. Makedonya’nın başkenti Üsküp’te 2,5 gün kaldık. Daha okul yeni başlamışken küçük bir haftasonu kaçamağı gibi oldu benim için. Hamburg’a geri döndüğümde yorgunluktan ölüyorumdum tabii orası ayrı.

Jpeg
Eski çarşıda bir kuruyemişçi dükkanı

Şimdi gelelim Üsküp’e, daha uçaktan inip şehir merkezine gitmek için otobüse bindiğim zaman türkçe konuşmalar duymaya başladım. Üsküp’ün çoğunluğu tabi ki makedonlar ama bunun yanında arnavutlar, sırplar ve türkler de bu bölgede var olan etnik gruplar arasında. Üsküp Vardar Nehri ile ikiye bölünüyor, nehrin bir tarafı eski yerleşim yeri olarak adlandırılırken diğeri de yeni yerleşimlerin olduğu bölge olarak ifade ediliyor. Eski yerleşim merkezinin olduğu bölgede Osmanlı mimarisi kendisini gösteriyor. Özellikle de buradaki Eski Pazar (Old Bazaar) bölgesi türklerin yoğun olduğu, çarşı esnafının çoğunun türkçe bildiği, yemeklerin de çok lezzetli olduğu bir yer. Bölgedeki hanlar, camiler, hamamlar ve yapıların oluşturduğu Osmanlı havası oldukça güzel. İnsan bir yandan kendisini İstanbul’da kapalı çarşıdaymış gibi hissediyor. Çünkü her yerde kuyumcular, etnik kıyafetler, eski dükkanlar, nargileciler görüyorsunuz.

 

 

Screenshot_2
Fountain of the Mothers of Macedonia

Bir başkent olarak düşündüğümüz zaman, bana göre Üsküp çok küçük bir yer. Tabi ki her yerini gezme fırsatı bulamadım ama merkez olarak eski Pazar ve Makedonya Meydan’ı var sadece. Makedonya Meydanı özellikle geceleri çok ihtişamlı oluyor her ne kadar dışarıda fazla insan olmasa da. Meydanda en dikkat çekici şey heykeller ve ışıklandırmaları, bir de arka fonda sürekli çalan epik melodiler. Burada vardar nehrinin iki yakasında birbirine bakan kocaman, Philip ve oğlu Büyük İskender’in heykelleri var. İskender’in annesinin kucağındaki büyüyüş evrelerini gösteren heykeli de çok beğenmiştim.

Kente genel olarak baktığımda ise hep eski binalar ve eski arabalar gördüm. Biz genel olarak 90ların Türkiye’si olarak adlandırdık bu görüntüyü. Yeni yapılaşmalar illa ki vardır ama kent merkezi ve çevresinde yapılar hep betonarmeydi ve yıpranmış durumdaydı. Tabi ki eski çarşıyı bu söylediğimden ayrı tutuyorum. Bir de makedonya meydanındaki müzeler, önemli yapılar ışıklandırmalar ile mekanı zengin gösteriyordu. Meydandaki oteller ve diğer yapılarda da yavaştan bir restorasyon sürecini girilmiş gibi görünüyordu. Vardar Nehri kenarında da ıslah çalışmaları vardı. Birkaç yıl sonra bambaşka bir Makedonya Meydanı göreceğimizi düşünüyorum.

Üsküp’ün insanları

Nerden başlasam kimden bahsetsem bilemiyorum. İlk başta kötü olanlardan bahsedeyim en iyisi. Son günümüzde Lake Matka’ya gitmek için erkenden kalkıp merkezden geçen Lake Matka’ya giden belediye otobüslerine bindik. Hava çok sıcaktı ve otobüs tıklım tıkıştı, o 1 gram yer olmayan otobüsün içinde sanki sen canlı bir varlık değilmişsin gibi seni itekleyerek arkaya ilerlemeye çalışan birkaç kaba hanım arkadaşa denk geldik maalesef. Bunu yaparken değil özür dileme, izin isteme ya da herhangi bir kelime sarf etme zahmetine bile girmediler. Yaklaşık 45 dakikalık yolculuğumuz sırasında da bizi sıkıştırmayı kendilerine vazife bildiler sanırım.

Kaldığımız hosteldeki insanlar çok tatlıydı, hepsi çok yardımcı oldular. Sürekli güler yüzle karşılandık, güzel sohbet ve tavsiyelerini bizden hiç esirgemediler. Arada çat pat türkçe konuşma çabaları da çok tatlıydı.

Jpeg
Hem trafik ışığı hem de yaya geçidi olan bir yoldan fotoğraf

Üsküp’te özellikle yeni yerleşim bölgesinde geniş caddeler ve büyük kavşaklar var. O kadar çok yol var ki bi yerlere giderken sürekli karşıdan karşıya geçmek zorunda kalıyorsunuz. Ve yayalar için trafik ışıkları çok az! Trafik ışıkları yerine yaya yolu yapmayı tercih etmişler. Buraya gelip karşıya geçmek istediğiniz zaman araçlar hemen duruyor ve size yol veriyorlar, sanırım İstanbul’da çok fazla rastlayamayacağımız örnek bir davranış, tabi aslında olması gereken.

Bunun dışında çarşı esnafı da iyi insanlardı. Sorduğumuz soruları samimiyetle ve güler yüzle yanıtladılar ve bize yardımcı oldular.

Kendinizi zengin hissetmenizi sağlayacak para birimi Dinar!

1 Euro yaklaşık 60 dinar arkadaşlar. Yani genel olarak herşey çok ucuz. Dilediğinizce yiyip içebilirsiniz. Örneğin Eski Çarşıda bir köftecide porsiyon köfte(10 adet!) + kocaman salata + bira keyfi yapıp kişi başı ortalama 5-6 euroya ağzınıza kadar doyabilirsiniz. Aynı şekilde akşamları çok güzel balkan müzikleri, lezzetli etleri ve kaliteli şarapları olan mekanlarda kişi başı ortalama 10-12 euro falan ödersiniz. Market alışverişleri zaten daha da uygun oluyor. Alışverişe pek vaktim olmadığı için o konuyu maalesef bilemiyorum. Ama şunu da söylemeliyim ki hesaplar 600-700 dinar şeklinde geldiğinden yüzlükleri sayarken insan kendini bir hayli zengin hissediyor.

Ne yedik ne içtik?

Jpeg
Eski Çarşı’da yediğimiz öğlen yemeği

Üsküp’te mutlaka yenmesi gereken şey eski çarşıdaki köfteler, domuz şişler, sosisler ve Üsküp’ün kendine has üzerinde peynirle gelen salataları. Ben peyniri pek beğenmedim açıkçası biraz fazla tuzluydu ama eminim beğenenler olacaktır. Yemeklerin yanında ise genel olarak Makedonya’nın en popüler birası olan Skopsko’dan içtik.

Kahvaltılar için tabi ki Üsküp Böreği’ni tercih ettim. Tadı çok farklı değildi ama oldukça lezzetliydi. Eğer Üsküp’e giderseniz sakın ha yemeden dönmeyiniz!

Jpeg
Akşam üstü keyfi

Akşem yemekleri içinse iki farklı restoran deneme şansımız oldu. İkisinde de canlı müzik vardı, yemekler lezizdi. Skopski Merak kesinlikle favori mekanlarımızdan oldu. Bir gün tekrardan Üsküp’e gidersem uğramadan dönmeyeceğim bir yer.

Bir de çarşıda barlar sokağı olarak adlandırabileceğim bir bölge var. Burada da dışarıdan bakıldığında keyifli vakit geçirilebilecek mekanlar var. Biz kale turumuzun ardından Kale’den görünen bir cafede oturup akşam üstü keyfi yapmıştık. Maalesef ismini bakmamışım.

Genel olarak Üsküp deneyimlerim bu şekilde oldu. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

Bir cevap yazın