Karadağ Seyahati

2296 4

Uzunca bir ara vermiştim yazmaya ancak Karadağ seyahatimin ardından yeni bir blog yazısı yazmazsam olmaz dedim ve laptopumu kucağıma aldığım gibi tuşlara dokunmaya başlıyorum. Yaşanılan keyifli dakikaları başkalarıyla paylaşmak dünyadaki en keyifli şeylerden birisi, bir de bunu arka plandaki dingin müzik, sıcacık kahvem ve tıkırdayan tuşlar eşliğinde yapınca daha bir keyif alıyorum. Özlemişim yazmayı.

Gelelim Karadağ ve Arnavutluk maceralarına! Sponsorumuz İTÜ’nün bahar tatili ve Pegasus’un meşhur indirimleri. Emir “Balkan” aşığı bir insan olduğu için hemen Arnavutluk, Bosna, Karadağ biletlerini inceledik indirimden. Bu sefer vize ile uğraşmak istemediğimizden odak noktamız vizesiz balkan ülkeleriydi. Tarih aralığımız da İTÜ bahar tatili günleri. Genelde tavsiyeleri okuduğumda insanlar hep bahar sonu, yaz başı gidilmesini öneriyorlardı. İlk başlarda soğuk olur diye korkmuştum çünkü martın son haftası orada olacaktık. Ama hava gündüzleri baya harikaydı. Akşamları serin oluyordu sadece. İstanbul’a döndüğümüzde ise hava inanılmaz soğuk geldi.

Seyahat Rotası

Şimdi gelelim seyahat rotamıza. Gideceğimiz şehirlere önceden karar vermediğimiz için biletleri gidiş dönüş Tiran’dan almıştık. Ama sonra seyahat planımızı Kotor- Budva ve Tiran şeklinde sıraladık. Tabii planı sonradan şekillendirince Tiran’dan Kotor’a nasıl gideceğimiz soru işaretlerine yol açtı. Günde tek otobüs vardı, o da sabahtan olduğu için kaçırıyorduk. Kotor’a gidebilmek için önce Tiran şehir merkezindeki otogardan Shkoder’e oradan taksiyle Ulcinj’e oradaki otogardan da Budva üzerinden Kotor’a geçtik. Airbnb’den ayarladığımz eve gitmek için çok heycanlıydık. Ev sahibimiz bizi otogardan aldı.  Kalacağımız evin manzarası mükemmeldi! Zaten Kotor mükemmel bir şehir. Güneş konumunu her değiştirdiğinde o eski kent merkezi, dağlar, Adriyatik denizi bambaşka güzelliklerini gösteriyor size. Kentte 535’te Ortaçağ zamanlarında kurulan bir kale var. Tarihi kent merkezinde ise venedik mimarisi etkileri görülüyor.

Kotor’da Yapılacaklar

Kotor’da iki gece konakladık. Keşke daha da fazla kalabilseydik. Kafa dinlemek için tercih edeceğim daha güzel bir şehir yok şu an. Gezilecek yeri aslında sadece eski kent merkezi ve orası da küçücük olduğu için bir saatte tüm sokakları gezip bitirmiş oluyorsunuz. Zaten her yere yürüyerek ulaşılıyor. Biz birkaç tur döndük durduk sokaklarında. Böyle tarih kokan yerleri çok seviyorum. Old town’ın içinde mutlaka oturup birşeyler yiyip içmek lazım. Kentin bir parçası olabiliyorsunuz böylece. Eskiden orda  kimlerin yaşadığını ,oturduğunuz meydanda nasıl pazar kurulduğunu, el arabalarıyla nasıl balıkların taşındığını, limana bir gemi yaklaştığında nasıl bir telaşe olduğunu hayal edebiliyorsunuz. Ayrıca burada hala yaşayanlar var, binalar yer yer restoranlara yer yer otel ve hostellere dönüşmüş.

Kotor’da Ne Yenir?

Kotor’da neler yenir derseniz. Bira ve et tüm Avrupa’da olduğu gibi çok ucuz. Yemeğinizi ister evde pişirin isterseniz dışarda yiyin. Biz kahvaltılarımızı evde manzara eşliğinde yaptık. Dışarda yemek için ise  tavsiye ettiğim mekan kesinlikle Tanjga! Yerel bir aile işletmesiymiş, etleri efsane ötesiydi! Kentin güney kapısına yakın, idea marketin karşısında. Gitmeden önce bana tavsiye edilen mekanlardan bir tanesi ise old townın içerisindeki Pronto’idi. Diğer mekanlara göre pahalı olduğu için biz tercih etmemiştik ama siz deneyebilirsiniz. Pizzaları çok çekici görünüyordu.

Kaleye Tırmanın Manzaranın Keyfini Çıkartın

2017-03-28-18-24-08Kotor’daki en güzel deneyimlerimizden bir tanesi de San Giovanni kalesine tırmanmaktı. Tırmanmak 1 saat civarında sürüyor. Hava sıcak olsa sanırım baya zorluk çekilir ama biz martta gittiğimiz için sıcak bizi çok etkilemedi. Günbatımına doğru çıktık tepeye. Böylece Kotor’un hem gündüzünü hem gecesini gördük tepeden. Tepeye çıkarken yanınıza içecek birşeyler almayı unutmayın. Biz şarapla günbatımını şenlendirdik. Muazzam bir yerdi!

Kotor’da Kalacak Yer

Kotor’da kalacak yer önerisi isterseniz kaldığımız airbnb evini yani Andrija Apartments’ı kesinlikle öneririm. Gitmeden önce airbnb’den mutlaka bir kontrol edin derim.

Budva’da Adriyatik’i Kokladık

Kotor’da yeterince mest olduktan sonra Budva’ya doğru yola çıktık. Budva da adriyatik denizine kıyısı olan bir kent. Buradaki old town Kotor’a göre daha turistik göründü gözüme ya da turistikten ziyade evlerin zemin katlarının butiklere dönüştüğü, soylulaştırma ile karşı karşıya kalmış bir old town diyebilirim. Kotor’da hissettiğim o eski havayı Budva’nın old townında pek hissedemedim. Ama burası açık denizin kenarında olduğundan muhteşem deniz kokusu harika bir enerji verdi bana ayrıca kumsalın hemen arkasındaki kafelerde oturmak burada geçirdiğim en kıymetli dakikalardan oldu. Mutlaka bir yerde oturun, biranızı yudumlarken muhteşem manzaranın ve deniz kokusunun keyfini çıkarın.

Budva’da old town dışında marina ve upuzun kumsallar var. Yazın burada deniz turizminin had safhada olduğu aşikar. Sahil boyunca uzanan mekanlar dışarıdan gayet kaliteli görünüyorlar. Menülerini incelediğimizde uygun fiyatlı olduklarını gördük. Ama bizim yemek için planladığımız yer başkaydı. İyi ki de oraya gitmişiz. Ben böyle lezzetli hamburger yemedim hayatımda. Kocaman olmasına, bu kadar lezzetli olmasına rağmen oldukça uygundu fiyatı. İki kişi tıka basa yiyip 11 euro gibi bir şey ödedik. Mekanın ismi Kuzina. Yerel bir işletme ve sizinle direkt restoranın sahibi ilgileniyor. Adam bana sürekli my lady diye hitap edince mekanı biraz daha sevmiş olabilirim tabi 😀

Rakija

Buradan alkol alışverişi yapılacaklara duyurulur. Marketten rakija depolamayı unutmayın ortalama bir rakijanın litresi 9 euro civarındaydı. Birkaç farklı bira çeşidi de mevcut ama benim boğazlarım şiş olduğu için biraların sadece tadına bakabildim. Onlardan da pek lezzet aldığım söylenemez. Yerel birası Niksicko, yerel şarabı ise Monde. Prsut diye tütsülenmiş jambonu varmış bir de. Ama tütsülenmiş şeyleri sevmeyen bir mızmız olduğumdan tabi ki denemedim. Ama siz kaçırmayın!

Karadağ’a Bakış

Budva’nın ardından yolculuk Tiran’a doğruydu. Tiran için ayrıntılı olarak başka bir yazı yazacağım, ne de olsa başka bir ülkede. Karadağ’ı genel olarak değerlendirmek istiyorum aslında. Karşılaştıracağım ülkeler ise Makedonya ve Arnavutluk olacak daha önce buralarda bulunduğum için. Arnavutluk ve Makedonya hep 80ler 90lar Türkiye’si olarak nitelendirilir oraya gidenler tarafından. Kesinlikle de haklılar. Karadağ’ın yazlık yerleşmeleri postmodern etkilerle dünya standartlarında evler barındırıyordu. Yeni model arabalar vardı. Ama Podgorica’dan yani başkentten geçerken evlerin durumunun pek de parlak olmadığını gördüm. Yani yabancı yatırımın olduğu turistik yerleşmeler kendilerini yenilerken ve buralarda inşaatlar artarken başkentte bir durgunluk mevcuttu. Turistik yerlerdeki bu yenilenme zaman zaman kötü etkiler bırakmış bence. Mesela Budva’nın old town’ı tamamen turistik görünümde bir yer. Ama Kotor kendisini daha iyi muafaza etmiş. Karadağ diğer yerlere göre daha pahalıydı. Bunda para biriminin euro olmasının etkisi büyük sanırım. Arnavutluk ve Makedonya’da parayı harca harca bitiremiyorsunuz çünkü. Bunun dışında en masraflı şey ise ulaşım! Tamam kentler yürünebilir durumda ama şehirler arası yolculuklarda paraları baya bayılıyoruz. Tabi bir kuzey Avrupa değil. Orda ulaşıma giden paralar hala içimi yakar. Burda beni üzen nokta ucuz uçak biletiyle gelip şehirler arası yolda çok para harcamak. Ama yine de değdi arkadaşlar, böyle güzel manzaralar, böyle kıymetli yerler ve tatlı insanlar için değer. Vize yok bir şey yok. Atlayın bir haftasonu gidin en fazla 100 euro harcarsınız. Yeni insanlarla tanışır, yenilikler koklarsınız. Bugünlük de bu kadar, sevgiyle…

 

4 comments

  1. Çok güzel yazı olmuş . Gitmiş gibi oldum. En kısa zamanda Kapadokya yazısında bekliyorum ❤️

  2. Güzel bir yazı 🙂 27 nisanda oradayız.Önerilerini uygulayacağız teşekkür ederiz.

Bir cevap yazın